Haber

Vakıf Üniversiteleri Denetlenmiyor!

6 Nolu Eğitim Sen Şubesi’nden yapılan açıklamada Türkiye’deki vakıf üniversiteleri ele alındı. Vakıf üniversitelerinin genel kaliteyi düşürdüğünü öne süren sendika yetkilileri, “Vakıf üniversiteleri denetlenmiyor” dedi.

Vakıf Üniversitelerindeki Öğretim Üyeleri Mobbinge Uğruyor

Sendika, iddiayla ilgili şu açıklamayı yaptı: “Türkiye’de yükseköğretime yeni bir soluk getirecekleri propagandasıyla kurulan vakıf üniversiteleri, birçok vahim örneklerle yükseköğretimin genel seviyesini düşüren kurumlar haline geldi. ileri sürmek. Sayıları mantar gibi artmasına rağmen ciddi bir kontrol altında tutulmayan bu kurumların önemli bir kısmının üniversite unvanını hak edecek nitelikte olmadığı artık kamuoyu tarafından bilinmektedir. Bu kontrolsüzlüğün ve kural tanımazlığın en üst düzeye ulaştığı alanlardan biri de bu kurumlarda çalışan eğitim emekçilerinin ortak çalışma rejimidir. Vakıf üniversitelerinde görev yapan öğretim üyeleri, manevi sonları zorlayan mobbing uygulamalarından, keyfi ve hukuka aykırı düşük fiyat politikalarına kadar pek çok zorlukla karşılaşmaktadır.

Vakıf Üniversitelerinde “İstemeden Berabere Kaybeder” Yaklaşımı Vardır

Önemli bir bölümü iş adamları veya yöneticilerden oluşan mütevelli heyeti, bu kurumları kendi yönlendirmeleri ve bakış açıları doğrultusunda çalışılacak yerler olarak görmektedir. “Çalışma koşulları bu, ücret bu, ayrılmak istemeyenler.” Üniversiteleri kendi mantığıyla yöneten bu zihniyet, eğitimin bir kamu hizmeti olduğu anlayışından uzaktır. Onlara göre eğitim, gençlere satılan diplomalardan ibarettir ve eğitim çalışanları bu piyasanın kumandanlarıdır. İşte tam da bu nedenle sendikamız ve özellikle İstanbul Üniversiteler Şubesi olan 6 Nolu Şube, Yedinci Olağan Genel Kurulunda alınan kararla vakıf üniversitelerinde görev yapan bilim emekçileri ile ortak bir örgütlenme ve gayret hedefini ortaya koymuştur. 2008 yılında düzenlemiş ve bu kararın gerektirdiği biçimde, çabalarıyla dayanışma içinde olmuş, imkan ve imkanlarını bu çabaların kullanımına sunmuştur. O dönemde İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin Laureate adlı uluslararası eğitim kurumuna satılmasının ardından başlayan sendikalaşma çabaları, üniversite çalışanlarının DİSK’e bağlı Sosyal-İş Sendikası’na üye olmasıyla farklı bir aşamaya geçti. İstanbul 6 Nolu Üniversiteler Şubesi sürecin ilerlemesi için azami gayreti göstermiş, şube bünyesinde kurduğumuz “Vakıf Üniversiteleri Dayanışma Ağı” kamu ve vakıf üniversitelerinden sendika aktivistlerinin buluşma noktası, konuşması ve gündemi olmuştur. vakıf üniversiteleri için Bu çalışmalar o dönemde İstanbul Bilgi Üniversitesi ile sınırlı kalmamış, birçok farklı vakıf üniversitesine yayılmıştır. Eğitim Sen’in bilim emekçileri tüm bu süreçlerde etkin kolaylaştırıcı olmayı misyon edinmiştir.”

Vakıf Üniversitelerindeki Çabaların Arkasındayız

“Bütün bu süreçte vakıf üniversitelerinde görev yapan ve örgütlenmek isteyen arkadaşlarımızın emeklerinden doğan talepler doğrultusunda hareket etmeyi esas aldık. Ancak şube olarak bu sürecin en başından itibaren vakıf üniversitelerinde görev yapan öğretim üyelerinin kamu hizmeti aldığından ve dolayısıyla onların yeri Eğitim Sen olduğundan da bahsetmiştik. Bu noktadan hareketle vakıf üniversitelerindeki öğretim üyelerinin özlük hakları bakımından devlet üniversitelerindeki öğretim üyeleri ile eşitlenmesine yönelik tüm hukuki davalara aktif olarak destek olduk. Bu uzun yolda geldiğimiz noktada artık bir idare mahkemesi kararımız var ve bu karar bizim bakış açımızın doğruluğunu ortaya koymakla birlikte hukuki zemine de taşıyor. Bu basın açıklamasına konu olan bu mahkeme kararı uzun bir emek ve çabanın sonucudur. Vakıf üniversitesi fen emekçilerinin de kamu çalışanı olduğunun bilinci ve örgütlenme hakkımıza olan inancımızla yürüttüğümüz sabırlı ve inatçı bir direnişin sonucudur. Bu bağlamda Üniversiteler Şubesi olarak bu üniversitelerde çevremize katılacak üyelerimizin özlük hakları ve çalışma koşulları ile ilgili olarak bu alanın hukuki, fiili ve hukuki öznesi olarak kendimizi gördüğümüzü akademik kamuoyunun bilmesini isteriz. şu andan itibaren.”

Kurumlarını Çiftlik Sanıyorlar

“Yasayı tanımayan, bu kurumları kendi çiftlikleri sanan, yönettiği kurumun bir üniversite olduğunu, üniversite yaşamının devlet ve devletin kendine has bir yapısı olması gerektiğini anlamayan mütevelli heyetleri ve atanmış rektörler. piyasa geçemez, yavaş yavaş tüm bunları anlayacaktır. Özellikle içinden geçmekte olduğumuz kriz ortamında yer altı işyerlerinde dahi olmayan hukuksuzluklarla bilim emekçilerini yönetmek isteyenler, maaş ödemelerini geciktirenler, devlet politikalarının yarattığı doktoralarla yaygın işsizlik durumunu yedek işgücü olarak kullanmak isteyenler ve Artık genç bilim insanları bu tehdidi sömürerek kolay kolay hareket edemezler. Sendikamız ve şubemiz bu hususları kendilerine anlatacak ve kabul ettirecek kadar tarih bilgisine sahiptir. Değerli basın çalışanları, üyelerimizin ve vakıf üniversitelerinde görev yapan maaşlı hocalarımızın on yılı aşkın süredir deyim yerindeyse iğne ile kuyu kazarak ilerlettikleri süreç değerli bir aşamaya gelmiştir. Eğitim emekçilerinin asırlık emek tarihinin taşıyıcısı olan EĞİTİM SEN, bu aşamanın gerektirdiği sorumluluk ve kararlılıkla hareket etmeye hazırdır. Sendikamızın vakıf üniversitelerinde görev yapan bilim emekçileri ile bir araya gelmesine yönelik sendikal örgütlenme stratejimizin kuruluş dönemi biraz daha uzun sürse de sendikamızın başlangıç ​​aşaması artık sona ermiş olup, sendikamızla birlikte yürüteceğimiz kitlesel örgütlenme adımına geçilmiştir. sendikal geleneğimiz olan fiili hukuki çaba bugün itibariyle başlamıştır. Vakıf üniversitelerinde çalışan emekçilerle buluşup, insan, toplum ve doğa yararına üniversiteleri birlikte özerk ve özgür kampüslerde kuracağımız günler yakındır” (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu